Medya, Yeni Teknolojiler ve İfade Özgürlüğü

Panel:

Medya, Yeni Teknolojiler ve İfade Özgürlüğü

Oturum Başkanı

Kerem Altıparmak (İnsan Hakları Merkezi)

Konuşmacılar:

Miklos Haraszti (AGİT Medya Özgürlüğü Temsilcisi)

Yaman Akdeniz (Bilgi Üniversitesi Hukuk Fakültesi)

 

14 Ocak 2010

Yer: Siyasal Bilgiler Fakültesi

Mülkiye Şeref Salonu

*toplantıda simultane çeviri yapılacaktır

 

 

Miklos Haraszti (AGİT Medya Özgürlüğü Temsilcisi)

AGİT Medya Özgürlüğü Temsilciliğine 10 Mart 2004 tarihinde atanan Miklos Haraszti, Macaristan vatandaşı bir yazar, gazeteci, insan hakları savunucusu ve akademisyendir. Budapeşte Üniversitesi’nde felsefe ve edebiyat eğitimi görmüştür.

1976 yılında, Macar Demokratik Muhalefet Hareketi’nin kuruluşunda görev alan Miklos Haraszti, 1980 yılında Sovyet yeraltı yayınlarından Beszélo dergisinin editörlüğünü üstlendi. 1989’ da serbest seçimlere geçiş üzerine yuvarlak masa müzakerelerine katıldı. Macar parlamentosunda 1990–1994 yılları arasında görev aldıktan sonra, demokratikleşme ve medya politikaları konularında çeşitli üniversitelerde ders vermeye başladı.

“Bir İşçi Devletinde Bir İşçi” ve “Kadife Cezaevi” gibi birçok makalesi ve kitapları çeşitli dillere çevrilmiştir. Makaleleri The New York Times ve The Washington Post gazetelerinde yayınlanmış olan Miklos Haraszti İngilizce, Rusça ve Almanca bilmektedir.
Miklos Haraszti’nin, AGİT Medya Özgürlüğü Temsilcisi olarak üstlendiği görevler arasında, AGİT üyesi 56 ülkedeki medya gelişmelerini izlemek, ifade özgürlüğü ihlallerinde erken uyarıda bulunmak ve AGİT’in basın özgürlüğü taahhütleri ile tam uyum sağlanmasının teşvik edilmesi gibi sorumluluklar yer alıyor. AGİT bağlamında medya özgürlüğü, yazılı, görsel, dijital medya ve süreli-süresiz yayınları da kapsayan bir çerçevede değerlendirilmektedir.

( http://www.osce.org/fom/ )

Yaman Akdeniz (Bilgi Üniversitesi Hukuk Fakültesi)

Bilgi Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi. 2009 yılında bu göreve başlayıncaya kadar uzun bir süre Leeds Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde Siber Hukuk Araştırma Ünitesi’nin koordinatörlüğünü yapmış ve Siber Hukuk Yüksek Lisans programını yürütmüştür. Aynı zamanda Cyber-Rights.Org adlı kar amacı gütmeyen sivil toplum örgütünün kurucusu ve 1997’den beri başkanıdır. 2003 yılından beri de bilgi edinme hakkı konusunda çalışmalar yapan BilgiEdinmeHakki. Org’un ortak kurucu başkanıdır.
 
Çok sayıda uluslararası makalenin yanında Akdeniz’in “İnternette Çocuk Pornografisi ve Hukuk; Ulusal ve Uluslararası Etkiler” (Internet Child Pornography and the Law: National and International Responses) adlı kitabı Haziran 2008’de Ashgate tarafından yayımlanmıştır. Yazarın ayrıca Kerem Altıparmak ile birlikte Türkçe-İngilizce hazırladığı “İnternete Girilmesi Yasaktır-Türkiye’de İnternet İçerik Düzenlemesi ve Sansüre İlişkin Eleştirel Bir Değerlendirme” isimli kitabı İmaj Yayınevi tarafından yayımlanmıştır.
 

Akdeniz hakkında daha fazla bilgiye http://cyberlaw.org.uk adresinden ulaşabilirsiniz.

Toplantı Özeti:

 

Siyasal Bilgiler Fakültesi İnsan Hakları Merkezi tarafından düzenlenen “Medya, Yeni Teknolojiler ve İfade Özgürlüğü” başlıklı panel, 14 Ocak tarihinde SBF’ de gerçekleştirildi. Moderatörlüğünü İnsan Hakları Merkezi’nden Kerem Altıparmak’ın yaptığı toplantıya AGİT Medya Özgürlüğü Temsilcisi Haraszti, Bilgi Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğretim üyesi Yaman Akdeniz konuşmacı olarak katıldılar.
 Medya’da ifade hürriyeti sorunu, yakın geçmişteki olaylar ve artık ulusal düzenlemeleri aşan sonsuz medya ağı “internet” üzerinden tartışmaya açıldı. Haraszti’nin Türkiye’de takip ettiği olaylar; Hrant Dink cinayeti ile ilgili Nedim Şener vakası ve internet ile ilgili 5651 sayılı düzenleyici kanun, yasaklar/sansür masaya yatırıldı.
 
İnternet düzenlemeleri konusunda, Kafka’nın “give it up” hikâyesinden benzetme yapan Harasziti; artık twitter, youtube gibi büyüyen bir kontrol edilemez alanın olduğunu, hele ki bunun ulusal çapta bir otorite ile kontrolün imkânsız hale geldiğini dile getirdi: “Aynı anda işlenen bir sürü cinayetten sadece biri kontrol ağına takılır ve katil yakalanır ancak bu adaletli bir sistem değildir. Artık vazgeçilmesi gereken bir sistemdir.” diye ifade etti.
 
Harazsti; Medya özgürlüğünde çoğulcululuk meselesinin önemli olduğunu, bir kişi bile öldürülse bunun tüm toplumda oto sansüre neden olacağını söyledi. Aynı şekilde cezasızlık sistemi de sansür için yeterli bir zemin olacağını dile getirdi. Avrupa’da 11 Eylül sonrası medyaya karşı şiddettin arttığını, davaların çoğaldığını ancak mahkemelerden olumlu kararların çıktığını, gazetecileri koruyan kanunların ve teminatların da çıkmaya başladığını ifade etti.
 
Türkiye’de durum değerlendiren Haraszti; büyük tabloya bakılınca çok canlı bir çoğulcu ortamın olduğunu ama bunun yanında da küçük gözüken yine de çok fazla sayıda olan cezaların mevcut olduğunu, bunun da medyada çoğulcu ortamı zedelediğini dile getirdi; “Ceza sınırı çoğulcuğu zedelememeli ancak reform öncesi 301 nedeniyle çok sayıda ceza ve dava süreci söz konusuydu, reform sonrası bu davalarda azalma oldu ve daha özenli bakılmaya başlandı. Türkiye’de dikkat edilen şey adalet ve kanun önünde eşitlik meselesi ancak buna paralel ve daha önemli olan şey çoğulculuk yani ifade hürriyeti meselesi. Türkiye’de yargıda bu yönde mesajlar yok. Şimdiki hükümette de daha çok kısıtlayıcı bir zihin yapısı var.”
Gazetecilik söz konusu olduğunda hukuk davası olmalı. Ama ceza davaları tercih ediliyor, bu yanlış diyen Harazsti; “Bir de şiddet söz konusu Hrant Dink davasında gördüğümüz gibi. Çünkü gazeteciye karşı işlenen suç kişisel değildir, onun ailesini aşar. Bu toplumdaki çoğulculuğa, ifade hürriyetine karşı suçtur.”
 
5651 sayılı kanun ile ilgili AGİT’e yenice bir rapor hazırlayan Yaman Akdeniz ise sitelerin kapatılmadığını sadece ülkesel erişimlerin engellendiğini dile getirdi. 5651 dışında da zaten erişim kararları verilmeye devam edildiğini bu da yasakların kapsamını yasa dışında da artırdığını ekledi. Örneğin, Fikri Haklar Kanunu nedeniyle Myspace’in Last Fm’in kapatıldığını söyledi. AHİM’e bu konuda başvuruların artacağını, bu konuda reform değil sil baştan düzenlemelere ihtiyaç olduğunu söyleyen Akdeniz, konuşmalarında şunlara değindi; “İnternette özgürlük tam bir özgürlük değildir özellikle çocuk pornografisi ve nefret suçlarında bunlar anlaşılır düzenlemeler olabilir. Ancak Türkiye’de bu site kapatma olayları Avrupa’dakinden çok farklıdır. Türkiye’de ailenin ve gençliğin korunması ve Atatürk aleyhine suçlar pandora kutusunun içine dahil edildi. Site kapatmalarının sayısı artınca biz bu konu ile ilgilenmeye başladık. Artık TİB istatistikleri yayımlamıyor, sadece yüzdelik dilim var. Bu hiçbir şey ifade etmiyor. Bilgi Edinme Hakkı ile istatistikleri istedik ancak yine vermediler. Bunu ilgili yerlere götüreceğiz. Ayrıca suç ile ceza karşısında bir orantısızlık var. Site kapatmaları bizim bilgiye ulaşma hakkımızı engelliyor, sanal ortamda ifade hürriyetini de engelliyor.”

Warning: count(): Parameter must be an array or an object that implements Countable in /home/ihmpolit/public_html/wp-includes/class-wp-comment-query.php on line 399

Back to Top